Şehir Haberleri

Araştırmacı-Yazar MEB İLKSAN Genel Müdürü Mintez Şimşek: ”AB’nin Enerji Krizi Politikaları”

Birlik Haber 30 Temmuz 2026, 18:28

Haberin ÖzetiAI ile oluşturulmuştur

ANKARA - BHA Araştırmacı-Yazar MEB İLKSAN Genel Müdürü Mintez Şimşek, AB’nin enerji krizi politikaları ve Almanya'nın nükleer enerji pişmanlığı'' adlı yazısında şu ifadelere yer verdi: ''1973 Arap-İsrail Savaşı Enerji Krizi ve 1979 İran Devrimi Enerji Krizlerinden sonra AB Ülkelerinin karşılaştığı en önemli enerji krizi olan Ukrayna-Rus Savaşı Enerji Krizi; toplam doğalgaz tüketiminin neredeyse ’i oranında Rusya’ya bağımlı olan AB ülkelerini…

ANKARA – BHA

Araştırmacı-Yazar MEB İLKSAN Genel Müdürü Mintez Şimşek, AB’nin enerji krizi politikaları ve Almanya’nın nükleer enerji pişmanlığı” adlı yazısında şu ifadelere yer verdi: 

”1973 Arap-İsrail Savaşı Enerji Krizi ve 1979 İran Devrimi Enerji Krizlerinden sonra AB Ülkelerinin karşılaştığı en önemli enerji krizi olan Ukrayna-Rus Savaşı Enerji Krizi; toplam doğalgaz tüketiminin neredeyse %45’i oranında Rusya’ya bağımlı olan AB ülkelerini derinden etkilemiş, savaş yaptırımları nedeni ile Rusya’dan alamadıkları doğalgazı ikame yolları arayan AB ülkeleri, ABD, Katar ve Norveç gibi ülkelerden LNG(sıvılaştırılmış doğalgaz) tedarik ederek enerji krizini kısmen de olsa aşmayı başarmıştır. Bununla birlikte yüksek lojistik maliyetler nedeni ile Rus doğalgazından bir hayli pahalı olan LNG fiyatları, AB ülkelerinde Pandemi sonrasında ki en büyük enflasyon atağına da sebep olmuş, diğer taraftan tedarik bölgelerine ilişkin jeopolitik riskler nedeniyle, bu yeni enerji kaynaklarının sürdürülebilirliği de tartışma konusu olmuştur.

ENERJİDE TARİHİ KIRILMA ANI-HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ 

 28 Şubat 2026 tarihi itibariyle, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in, İran’a düzenlediği hava saldırıları ile başlayan İran Savaşının hemen başında İran’ın, Hürmüz Boğazını deniz sevkiyatına kapatması sonucunda; AB ülkelerinin başlıca LNG tedarikçilerinden birisi olan Katar’dan yapılan LNG sevkiyatı kesintiye uğramış, küresel petrol ticaretinin hemen hemen ¼’ünün geçiş noktası olan Hürmüz Boğazının kilitlenmesi ile birlikte, OPEC ülkelerinin Venezuela dışında kalan en büyük petrol ihracatçıları olan Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Bahreyn ve Katar’dan yapılan petrol sevkiyatı durma noktasına gelmiş ve bunun sonucunda 1979 yılına benzer yeni bir küresel enerji krizi patlak vermiştir.

2025 yılında ki İran-İsrail On İki Gün Savaşı döneminde dünya genelinde birdenbire artan petrol fiyatları, ateşkes kararından sonra düşüşe geçerek, 2026 yılı Ocak ayında 59,96 USD seviyelerine kadar gerilemişken, körfez krizinin tırmandığı 2026 Şubat ayı itibariyle yeniden yükselişe geçmiş ve nihayet ABD/İsrail -İran Savaşının başlaması ile de günlük yükselme trendine girmiştir. Tarihin en büyük petrol arz şokunun yaşandığı bu süreçte, Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, 30 Nisan 2026 tarihi itibariyle 126.4 USD’ye yükselerek tarihi fiyat eşiklerinden birisini aşmıştır.

AB’NİN ENERJİ KRİZİ ÖNLEMLERİ ve “REPowerEU ve AccelerateEU” PLANLARI

AB’nin, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle 2022 yılı Şubat ayından itibaren tırmanmaya başlayan yeni enerji krizini aşmak maksadı ile Mayıs-2022 tarihinde başlatmış olduğu REPowerEU Planı; temel olarak Avrupa Birliği ülkelerinin, Rusya menşeli fosil yakıtlara (Petrol, Doğalgaz, Kömür) olan bağımlılığını sonlandırmayı, Güneş Enerjisi(GES), Rüzgar Enerjisi(RES) ve Hidrojen gibi doğa dostu enerji üretimlerini arttırarak, bu yeşil enerji alanlarına ilişkin yatırımları desteklemeyi ve nihayet enerji verimliliği ve enerji tasarrufunu artırmayı hedeflemiştir.

AB ülkelerinin yaklaşık 300 Milyar Euro kaynak ayırdığı REPowerEU Planı, 2022-2025 yılları arasında plana uygun bir şekilde uygulamaya konulmuş, planın hedefleri doğrultusunda, Enerji kaynakları açısından Rusya’ya olan bağımlılık adım adım azaltılarak, Rusya’dan ithal edilen sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ile boru hattıyla taşınan doğal gazın AB genelindeki payı, 2022 öncesindeki %45 oranından2025’te %13’e düşürülmüş, Avrupa Komisyonunun 17 Haziran 2025 tarihli kararı ile de  2026 sonundan itibaren kademeli olarak azaltılarak, 2027 sonbaharından itibaren tamamen Rus Doğalgazı ve petrolünün ithalatının yasaklanması kararlaştırılmıştır. Diğer taraftan planın uygulamaya konulması ile başlayan süreçte, AB ülkelerinde rüzgâr ve güneş enerjisinden elde edilen elektrik enerjisi toplamı ilk kez fosil yakıtlardan elde edilen elektrik enerjisi toplamını aşmıştır.

Bununla birlikte, REPowerEU Planının tüm AB ülkelerinde aynı düzey ve kararlılıkla yürütüldüğünü söylemek de imkansızdır. Nitekim 2026 yılı ortasına geldiğimiz bugünlerde AB üyesi, Macaristan ve Slovakya’nın Rus petrol ve doğalgazına olan bağımlılığı halen büyük oranda devam etmektedirDiğer taraftan REPowerEU Planının uygulama sürecinin dördüncü yılına yaklaşıldığı 2026 yılının Şubat ayında, dünya yeni bir küresel çatışmanın başlangıcına sahne olmuş ve ABD/İsrail -İran Savaşı başlamıştır. Savaşın başlangıcı ile birlikte, körfez ülkelerinden temin edilen, petrol, LNG ve petrol türevi diğer ürün ve hammaddelerin AB ülkelerine akışı kesilmiş ve bunun sonucunda, LNG ve akaryakıt fiyatlarındaki aşırı yükselme nedeniyle AB bölgesinde Stagflasyon tehlikesi belirmiştir.

Bu tehlike karşısında AB tarafından AccelerateEU planı devreye konulmuş olup Avrupa Komisyonu tarafından 22 Nisan 2026 tarihinde deklare edilerek uygulama konulan, AccelerateEU planı; AB’nin Jeopolitik krizler ve maliyet artışlarına karşı enerji direncini güçlendirmeyi amaçlayan dinamik bir eylem çerçevesidir.

Hanelerde, işletmelerde ve kamusal alanlarda, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların tüketim düzeyini en aza indirerek bunun yerine elektrik kaynaklı enerji tüketimini hedefleyen planın nihai hedefi, kullanılan elektriğin de tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasıdır. AB genelinde tüketilen enerjinin çoğunluk payının, elektrik enerjisine kaydırılmasını hedefleyen bu proje (AccelerateEU) kapsamında; hanelerde kullanılan elektrikten alınan vergilerde indirimlere gidilmiş, elektrikli otomobillere ilişkin teşvik ve indirimler sonucunda; AB Ülkelerinde elektrikli otomobil satışları 2026 Haziran ayı itibariyle, 2025 yılının aynı dönemine göre %60,7 oranında artarak 270 bine ulaşmıştır.

ALMANYA’NIN NÜKLEER ENERJİ PİŞMANLIĞI

AB ülkelerinde, 2014 yılında başlayıp, 2026 yılında zirve yapan enerji krizinin temel nedeni; AB’nin fosil yakıtlar konusunda ki dışa bağımlılığıdır. AB, gelecek dönemlere ilişkin enerji planlamalarında; sürdürülebilir olmayan fosil enerji kaynaklarını terk ederek, asıl tüketimi elektrik kaynağına yöneltmektedir. Enerji krizinin her aşamasında dışa bağımlı olmayan elektrik tedarikinin ne kadar önemli olduğu tüm devletlerce hissedilmiş, Belçika, Bulgaristan, Çekya, İspanya, İsveç, Macaristan, Romanya Fransa, Hollanda, Slovakya, Slovenya, Finlandiya gibi nükleer enerji santralleri bulunan AB ülkeleri, elektrik tedarikinde ciddi zorluklarla karşılaşmazken, nükleer enerji santrallerini 2023 yılı Nisan ayı itibariyle tamamen kapatmış olan Almanya, artan elektrik tüketimini karşılamak amacıyla, nükleer enerji santralleri faal olan komşu ülke Fransa’dan, yalnızca 2025 yılında 11,2 TWh elektrik satın almıştır. 

AB’nin lokomotif ülkesi olan Almanya, bir yandan AB’nin enerjide dışa olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken diğer yandan, nükleer enerji politikasında ki stratejik hata nedeniyle, elektrik enerjisinde komşu ülkelere bağımlı kalması ve bu elektriği de yine Fransa’nın nükleer santrallerinde üretilen kaynaktan satın alması ciddi bir çelişki oluşturmuştur. Nitekim Almanya Başbakanı Friedrich MERZ, Ocak-2026 tarihinde verdiği bir beyanatta; önceki dönem hükümetlerinin nükleer enerji politikalarını eleştirerek, Almanya’nın tüm nükleer santrallerini kapatma kararını “ciddi stratejik bir hata” olarak nitelendirmiştir.

Nükleer enerjiden vazgeçen ve AB’nin AccelerateEU planı kapsamında, enerji tüketiminin önemli bir kısmını elektrik enerjisine yönlendiren Almanya; bunun karşılığını tüm AB ülkelerinin elektrik fiyatı ortalamasının oldukça üstündeki bir maliyetle (Almanya’da mesken elektriği ort. kWh ücreti yaklaşık 0,37–0,39 EUR iken AB ort. 0,29 EUR) ödemekte, artan elektrik maliyetleri Alman üretim endüstrisinin rekabet gücünü ciddi düzeyde azaltmaktadır. Nükleer enerjiden vazgeçmenin yüksek maliyeti nedeni ile halkın önemli bir kesimi Almanya’nın nükleer enerjiye dönüşünü desteklemekte olup iktidar partisi CDU, nükleer enerji kaynaklarının yeniden değerlendirileceği yönünde mesajlar vermekle birlikte, mevcut iktidar ortağı SPD’nin nükleer enerjiye kesin olarak karşı çıkması nedeni ile Friedrich MERZ hükümeti tarafından bu konuda herhangi bir teşebbüste bulunulmamıştır.

Ancak, her geçen gün kapasite artırımı yapan veri barındırma merkezleri ile yapay zekâ veri merkezlerinin yüksek elektrik talebi, elektrikli otomobil sayısında ki hızlı artış, sanayi kesiminin sürdürülebilir düşük maliyetli elektrik talebi ve nihayet elektrik enerjisinde dışa bağımlılığın önüne geçilmesi amacıyla Almanya’nın yakın bir gelecekte nükleer enerji politikasında değişikliğe gideceği düşünülmektedir.”

BHA