Herkes Fabrika Ziyaretine Baktı, Ben O Kareyi Gördüm
"Aksaray OSB’deki ziyaret sırasında karşılaştığım bir fotoğraf karesi, üretim rakamlarından çok daha fazlasını anlattı. İşçilerle aynı sıraya giren ve aynı masada yemek yiyen iki yönetici, tevazunun ve emeğe saygının en güzel örneklerinden birini sergiledi."
Bazen saatler süren toplantıların, uzun nutukların ve sayfalar dolusu raporların anlatamadığını tek bir fotoğraf karesi anlatır.
Geçtiğimiz günlerde Aksaray Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen fabrika ziyaretlerinde karşıma çıkan bir kare, işte tam da böyle bir anlam taşıyordu.
Aksaray Valisi Murat Duru ve Belediye Başkanı Dr. Evren Dinçer, OSB’de faaliyet gösteren işletmeleri ziyaret ederek üretim, istihdam ve ihracat faaliyetleri hakkında bilgiler aldılar. Elbette bu ziyaretlerin amacı sanayicinin durumunu yerinde görmek, üretimin nabzını tutmak ve şehrin ekonomik gücünü daha yakından değerlendirmekti.
Ancak benim dikkatimi çeken detay, ziyaretlerin resmi kısmından çok, öğle yemeği molasında yaşanan sade ama anlamlı bir görüntü oldu.
Öğle yemeği saati geldiğinde ne özel bir masa kuruldu ne de protokol için ayrı bir servis hazırlandı. Vali Murat Duru ve Belediye Başkanı Dr. Evren Dinçer, çalışanlarla birlikte yemek sırasına girerek tepsilerini kendileri aldılar. Ardından işçilerle aynı masaya oturup aynı yemekten yediler.
Belki bazıları için sıradan bir görüntü…
Ama aslında o karede çok şey vardı.
Çünkü makamların büyüklüğü, insanlardan uzaklaştıkça değil; insanlara yaklaştıkça anlam kazanır. Devletin temsilcilerinin, üretim hattının başındaki emekçilerle aynı sofrayı paylaşması, yalnızca bir nezaket örneği değil; aynı zamanda emeğe verilen değerin de göstergesidir.
Bir şehrin kalkınması yalnızca yapılan yatırımlarla ölçülmez. O yatırımları hayata geçiren insanlara gösterilen saygıyla da ölçülür. Fabrikalarda çalışan işçiler, sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar üretim çarklarının dönmesi için alın teri döküyor. İşte o alın terine gösterilen en güzel saygılardan biri de onların arasında olmak, onların masasına misafir olabilmektir.
O gün çekilen fotoğrafa baktığımda makamları değil, samimiyeti gördüm.
Protokolü değil, tevazuyu gördüm.
Mesafeyi değil, yakınlığı gördüm.
Belki birkaç dakikalık bir yemek molasıydı. Ancak o birkaç dakikanın verdiği mesaj oldukça güçlüydü: Bu şehirde yönetenlerle üretenler arasında aşılmaz duvarlar yok.
Toplumların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de budur. İnsanlar kendilerini dinleyen, yanlarında duran ve gerektiğinde aynı sofrayı paylaşabilen yöneticiler görmek ister. Çünkü gönüllerde yer edinmenin yolu yüksek makamlardan değil, alçak gönüllülükten geçer.
Aksaray OSB’de karşılaştığım o kareyi bu yüzden önemli buluyorum. Çünkü bazen bir fotoğraf, bir şehrin yönetim anlayışını anlatmaya yeter.
Ve bazen aynı masada yenilen bir öğle yemeği, sayfalarca sürecek konuşmalardan çok daha etkili bir mesaj verir.