ANKARA-BHA
Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkentin hafızasına ışık tutmak hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğü “Ankara’ya İz Bırakanlar” serisi eşliğinde kent ve ülke tarihine isimlerini altın harflerle yazdırmış değerleri sosyal medya kullanıcılarıyla buluşturmaya devam ediyor.
Serinin yeni konuğu; Ankara’nın ruhuna dokunan, eserleriyle başkentin kent belleğinde kalıcı izler bırakan sanatçılardan Metin Yurdanur oldu
Sivrihisar’dan Ankara’ya uzanan sanat yolculuğu
1951 yılında Sivrihisar’da başlayan sanat yolculuğu, onu zamanla Ankara’ya taşıdı. Çocukluk yıllarında karşılaştığı Anadolu’nun kadim uygarlıkları, taşın, toprağın ve biçimin taşıdığı kültürel hafıza, Yurdanur’un sanat anlayışının şekillenmesinde önemli bir yer tuttu. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde aldığı sanat eğitimiyle gelişen bu yolculuk, ilerleyen yıllarda yalnızca bir heykeltıraşlık serüveni olmaktan çıkarak Ankara’nın kent yaşamına iz bırakan bir sanat hikâyesine dönüştü.
Heykeli galerilerden çıkarıp Ankara’nın sokaklarına taşıdı
1979 yılından itibaren Ankara’nın kamusal alanlarında görünür olmaya başlayan eserleri, heykeli galerilerin ve kapalı sergi salonlarının dışına taşıyarak Ankaralının günlük yaşamının bir parçası haline getirdi.
Abdi İpekçi Parkı’ndaki Eller…
Ankara Garı çevresindeki Miras…
Batıkent’teki Dayanışma…
İnsan Hakları Anıtı…
Olgunlar Sokak’taki Madenci…
Kavaklıdere’deki Balerinler…
Muzaffer Sarısözen Anıtı…
Maliye Bakanlığı Anıtı…
Anayasa Mahkemesi Anıtı…
İsmet ve Mevhibe İnönü heykelleri…
GATA Anıtı…
27 Aralık Anıtı…
Ankara’nın farklı noktalarında yükselen bu eserler, zaman içerisinde yalnızca birer heykel olmaktan çıktı.
Bronzda şekillenen insan emek ve anadolu
Yurdanur’un eserleri yalnızca bronzdan, taştan ya da başka malzemelerden meydana gelen heykeller olmadı. Onlar; insanın, emeğin, dayanışmanın, Anadolu’nun ve Cumhuriyet’in kentteki sessiz anlatıcılarına dönüştü.
Her biri bulunduğu mekânla, o mekânda yaşayan insanlarla ve Ankara’nın toplumsal belleğiyle bir bağ kurdu.
Bu nedenle onun eserleri, zaman içerisinde sanat eserleri olmanın ötesine geçerek Ankara’nın kimliğinin parçaları haline geldi.
Her gün önünden geçtiğimiz eserler
Bugün Ankara’da bir parktan geçerken, bir meydanda dururken ya da Ankara Garı’nın önünden bakarken onun eserlerinden biriyle karşılaşmak mümkün.
Belki her gün önünden geçiyoruz.
Belki çocukluğumuzda yanından geçtik.
Belki bir randevuya yetişirken, bir otobüs beklerken ya da Ankara’nın sıradan bir sabahında işe giderken gözümüz takıldı.
Ama çoğu zaman farkında olmadan…
Aslında bir sanatçının Ankara’ya bıraktığı izlerin arasından geçiyoruz.
İşte sanatın şehirle kurduğu en güçlü bağ da burada ortaya çıkıyor. Sanat eseri yalnızca bakılan bir nesne olmaktan çıkıyor; zamanla kentin hafızasına karışıyor, günlük yaşamın doğal bir parçasına dönüşüyor.
Ankara’nın gri sokaklarına sanatın rengini bıraktı
Metin Yurdanur’un Ankara’ya kattığı değer de tam olarak burada anlam kazanıyor.
O, heykeli kentin içine taşıdı. İnsanı, emeği ve Anadolu’nun hikâyelerini meydanlara, parklara ve sokaklara taşıdı. Başkentin kimi zaman gri olarak nitelendirilen sokaklarına insanın, emeğin ve sanatın izini bıraktı.
Onun eserlerinde yalnızca biçim değil, bir hikâye de var. Her heykel, bulunduğu yerin geçmişiyle, bugünüyle ve insanıyla bir ilişki kuruyor.
Bu yönüyle Yurdanur’un sanatı, Ankara’nın kent belleğiyle iç içe geçmiş durumda.
Bir sanatçıdan Ankara’ya kalan miras
Bugün Metin Yurdanur’u anlatırken yalnızca geçmişten söz etmiyoruz. Çünkü onun eserleri hâlâ Ankara’nın sokaklarında, meydanlarında ve parklarında yaşamaya devam ediyor.
Bir çocuk simge niteliğindeki heykellerinden birinin önünden geçiyor, bir genç karşısında durup merak ediyor, bir Ankaralı yıllar sonra hâlâ “Ben bu heykeli biliyorum” diyorsa, bu durum bir sanatçının eserlerinin kent belleğinde ne denli güçlü bir yer edindiğinin en güzel göstergelerinden biri oluyor.
Metin Yurdanur, Ankara’ya yalnızca heykeller bırakmadı.
İnsana, emeğe, Anadolu’ya ve Cumhuriyet’in değerlerine dair hikâyeler bıraktı.
Şehrin sokaklarında karşılaşılabilen, zamanın içinden geçerek bugünlere ulaşan eserleriyle Ankara’nın hafızasına kendi imzasını attı.
Bazı sanatçılar eserlerini salonlarda sergiler.
Bazı sanatçılar ise eserleriyle bir şehrin kendisini sergi alanına dönüştürür.
Metin Yurdanur, Ankara’yı sanatının bir parçası haline getiren sanatçılardan biri oldu.
Onun Ankara’ya bıraktığı bu izler, sanatın bir şehrin hafızasını nasıl değiştirebileceğini gösteren kalıcı bir miras olarak yaşamaya devam ediyor.
Kendisini saygıyla, sevgiyle ve büyük bir teşekkürle selamlıyor; Ankara’nın belleğine kattığı değer ve bu şehre bıraktığı sayısız iz için minnetimizi ifade ediyoruz.


Yorumlar