ANKARA-BHA
“Başkentin Ortak Akıl Platformu” Ankara Kent Konseyi (AKK), Türk siyasetinin değerli isimlerinin tecrübelerini, fikirlerini Başkentlilerle buluşturduğu “SözOnda Deneyim Paylaşım Platformu” söyleşilerine hız kesmeden devam ediyor.
Farklı görüşlerin, ortak paydada buluşarak, Başkentin ve ülkenin geleceğine katkıda bulunmasını hedefleyen, Türk siyasetinin deneyimli isimlerini Başkentlilerle buluşturan söyleşi serisinin yeni konuğu; Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan oldu.
Her kesime hoş görüyle yaklaşmanın önemine vurgu yapıldı
AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın moderatörlüğünde, AKK Engelli Meclisi, AKK Bisiklet Meclisi, Özel Radyo Yayıncıları Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen programda; Genel Başkan Mahmut Arıkan’ın kişisel hayatı, siyaset yolculuğu, Saadet Partisinin geçmişi ve bugünü, partinin her kesimden vatandaşa hoşgörüyle yaklaşımı, Arıkan’ın ve yol arkadaşlarının engelli bireylere yönelik planladıkları çalışmalar, gençlerin Türkiye içindeki aktif konumları konuşulurken, söyleşide AKK Bisiklet Meclisi gönüllülerinden olan ve trafik kazasında kaybettiğimiz İlyas Ulutaş anıldı.
Yoğun ilgiyle takip edilen programa; eski Devlet Bakanı Sabri Tekir, eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Saadet Partisi Yöneticileri ve üyeleri; Adnan Simit, Cafer Güneş, Şerafettin Kılıç, Mustafa Kaya, Ahmet Yazıcı, Bülent Kaya, Necmettin Çalışkan, AKK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Lale Özgenel, AKK Genel Koordinatörü Ömer Şan, AKK Yürütme Kurulu Üyeleri, TMMOB Mimarlar Odası Genel Sekreteri Oğuzhan Bozdağ, başta AKK Engelli Meclisi ve AKK Bisiklet Meclisi temsilcileri olmak üzere, AKK Meclis Temsilcileri ve AKK Çalışma Grubu Temsilcileri, Özel Radyo Yayıncıları Derneği Temsilcileri, Başkent Gençlik Meclisi Temsilcileri, Esnaf Odaları Temsilcileri, Basın mensupları ve çok sayıda Başkentli katılım sağladı.
“Adaleti herkes için istemek lazım”
Genel Başkan Mahmut Arıkan toplumsal barış, huzur ve partinin göstermiş olduğu hoşgörüye yönelik şu ifadeleri kullandı;
“Toplumda güvenin zayıfladığını görüyoruz, insanların birbirine güvensiz olduğu gerçekliği var. Örneğin bağımlılık meselesi 16 milyon olmuş, yani her 5 kişiden biri bağımlılık tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye’de bir beka meselesiyse buyurun size beka meselesi. Aile meselesi, kumar meselesi, sanal kumar meselesi bunlara önemli örnektir ve bizim rahatsız olduğumuz konulardandır. Tabii bu sebeplerin çoğu ekonomik sıkıntılara dayanıyor, ekonomik çaresizlikten kaynaklanıyor. Bugün insanlar neden kumar oynuyor? Kamunun her alanında iflas eden insanlar var, herkesin sanal kumar batağına düştüğünü görüyoruz, ekonomik krizi önce çözmek lazım bu birinci çözüm önerimiz. İkincisi; tahammülsüz bir toplum haline geldik, farklı kanaat paylaşan insanlara anında hain yaftası yapıştırabiliyoruz, eğer benim gibi düşünmüyorsa farklı bir kanaat ortaya koyuyorsa tırnak içinde terör örgütleriyle ilişkilendirdiğimiz bir sistemle bir araya geldi. Farklılıklarımızla kabullenerek bir sistem inşa etmek zorundayız, kardeşlik hukukunu oluşturabilmek için şu mecburi bir şey değil; herkesin tek tip düşünceye sahip olmak mecburiyeti yok ama ısrarla sanki toplumu oraya doğru itmek gibi bir girişimi var gibi de bir kanaatin olduğunu söylemek istiyorum. O farklılıkları bir zenginlik olarak görürsek, sıkıntıların kendiliğinden çözülebileceğini düşünüyorum. Adaleti herkes için istemek lazım, 86 milyon insana eşit bir adalet mekanizması kurduğumuzda bu iş de kendinden çözülecektir.”
“Hedefimiz geleneği bir kök olarak görüp geleceği inşa etmek”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan geleneksel yapı ve günümüzün dijitalleşen ve küreselleşen yapısını harmanlamaya yönelik şöyle konuştu;
“Gelenek ve geleceğin birbirine alternatif olmadığını düşünüyorum, kökü olmayan bir ağacın geleceği olmaz. Bizim hedefimiz bahsettiğimiz geleneği, bir kök olarak görüp, muhafaza edip geleceği inşa etmek. Geleneği de birçok kişinin anladığı gibi değil, geçmişin tekrarı olarak değil, geleceği kuracak değerler olarak, geleceği kurmak için çok kıymetli kazanımlar olarak görüyoruz. Yaratılıştan bu tarafa 110 milyar insan doğmuş, 102 milyarı ölmüş, 8 milyar insan yaşıyor, bu 110 milyar insan yaşarken sürekli dünya kendini yenilemiş, teknolojiler değişmiş, yöntemler değişmiş ama hakkın hâkim olduğu düzenlerin inşa edildiği dönemde temel ilkeler değişmemiş, prensipler hep aynı kalmış. Adalet, ahlak, insan onuru, emanet bilinci, hakkaniyet gibi temel ilkeleri muhafaza ettiğimiz müddetçe sağlam yapıları da sağlam toplumları da inşa edebiliriz. Güçlü bir ülkeyi başkalarının ürettiğini tüketen bir ülke olarak inşa edemeyiz, kendi ürettiğimizi başkalarının tükettiği kıvama getirdiğimizde güçlü bir ülke olmalıyız ve teknolojiyi de hiçbir zaman amaç olarak ortaya koymamalıyız, sadece bir araç olarak geleceği inşa etme noktasında bir düzen inşa etmek mecburiyetimiz var. Yapay zeka bugün en çok konuşulan hadiselerden bir tanesi ama bizim ülke yöneten insanlara, yönetmeye talip olan insanlara baktığımızda böyle bir gündem olmadığını görüyoruz, gündelik kazanımlarla, sadece oy kazanmaya yönelik bir siyaset algısını biz siyasetçilerin değiştirmesi lazım, bugün ki çağın gerçekliklerine de uyum sağlamamız lazım. Daha akıllı makineler yapmalıyız ama daha akıllı makinenin de daha hikmetli insan olmadığını bilerek hareket etmemiz gerekir. Bir de şöyle bir algımız var; sanki biz bilime karşıyız, teknolojiye karşıyız gibi geçmişten gelen sırtımızda kamburlar var, bunun böyle olmadığını geniş kitlelere göstermek zorundayız. Bugün de gençlerimize sadece bilgi aktarmak değil, araştıran, üreten, geliştiren, dünyaya katkı sunan bir medeniyetin mirasçıları olduklarını hissettirmemiz lazım. Türkiye’de çok önemli bir sermaye var, genç nüfus. Bunu o kadar hoyratça kullanıyoruz ki, bugün gençlerimiz sadece sınırları aşıp dışarı gitmek istiyor. Hayal ettiğimiz Türkiye’de köklerinden güç alabilen, teknoloji üretebilen, dünyayla rekabet eden, şehirlerini gelecek nesillere göre planlayan bir zihniyet var. Siyasetçilerin bir önder olarak örnek olabilmesi gerekiyor, Necmettin Erbakan Hocamızın güzel bir cümlesi vardı; ‘siyaseti önemsemeyen insanları, insanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir’ derdi.”


Yorumlar