Yazarlar

Başkan Kayıp! Ara da Bulabilirsen…

Yaşar Sarıkaya Yaşar Sarıkaya | 7 Eylül 2026, 11:30
Başkan Kayıp! Ara da Bulabilirsen…
Haberi Sesli Dinle
Sesler yükleniyor…

Seçimden önce üyeyi kapı kapı dolaşanlar, seçimden sonra neden üyeye kapılarını kapatıyor?

Bazen yazıyoruz.

Hem de çok yazıyoruz.

Esnafın derdini yazıyoruz.

Tüccarın derdini yazıyoruz.

Meslek mensuplarının yaşadığı sıkıntıları yazıyoruz.

Ama bazıları duyuyor.

Bazıları duymuyor.

Daha doğrusu…

İşine geleni duyuyor, işine gelmeyeni duymuyor!

Biz yine de yazacağız.

Çünkü bizim derdimiz birilerini memnun etmek değil.

Bizim derdimiz, sahadaki gerçeği yazmak.

Teşekkürler Ahmet Koçaş
Bugün Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Koçaş önemli bir açıklama yaptı.

Zincir marketlerin faaliyet alanlarının giderek genişlemesinin yerel esnaf ve meslek mensupları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Ben buradan kendisine teşekkür ediyorum.

Neden?

Çünkü üyenin sorununa sahip çıktı.

İşte olması gereken bu.

Oda başkanı dediğin, üyesinin sorununu görür.

Sorunu dile getirir.

Çözüm arar.

Yetkili mercilerin kapısını çalar.

Gerekirse Ankara’ya gider.

Gerekirse eleştirir.

Gerekirse mücadele eder.

Çünkü o koltuk bunun için var.

Peki diğerleri nerede?
Şimdi gelelim can alıcı noktaya.

Seçimden önce vaatler havada uçuşuyor.

“Üyenin yanında olacağız.”

“Esnafın sorunlarını çözeceğiz.”

“Ankara’da güçlü olacağız.”

“Üyemizin hakkını savunacağız.”

“Ulaşılabilir başkan olacağız.”

Ne güzel sözler bunlar…

Peki seçimden sonra?

Ses yok!

Telefon yok!

Muhatap yok!

Vaat yok!

Üyenin sorununu soran yok!

İşte burada insanın ağzından tek bir cümle çıkıyor:

Ara bul oda başkanını, bulabilirsen!
Seçimden önce üyenin ayağına gidenler…

Seçimden sonra üyeyi makam kapısında bekletiyor.

Seçimden önce “Abi, kardeşim, üyem” diyenler…

Seçimden sonra üyeyi tanımıyor.

Bu nasıl temsil?

Bu nasıl oda başkanlığı?

Bu nasıl hizmet anlayışı?

Başkanlık kendi meselelerini çözme makamı değildir
Bir de başka bir mesele var.

Bazı oda başkanları, üyelerin sorunlarından çok kendi sorunlarıyla meşgul.

Kendi ilişkileri…

Kendi gündemleri…

Kendi meseleleri…

Kendi hesapları…

Üye ise arka planda.

Oysa tam tersi olması gerekiyor.

Önce üye.

Sonra oda.

Sonra başkan.

Başkanın kendi meselesi, üyenin meselesinin önüne geçmemeli.

Çünkü başkan o koltuğa kendi gücüyle oturmadı.

Üye verdi o koltuğu.

Söz vermek kolay, sözünü tutmak zor
Seçim kazanmak zor değil.

Vaat vermek hiç zor değil.

Asıl mesele seçimden sonra başlıyor.

Verdiğin sözün arkasında durabilecek misin?

Üyenin yanında olacak mısın?

Sorun çıktığında ortaya çıkacak mısın?

Yoksa dört yıl sonra yeniden ortaya çıkıp:

“Bizi destekleyin, sizin için çalışacağız.”

mı diyeceksin?

Artık üyeler bunları sorgulamalı.

Hem de yüksek sesle.

Çünkü oda başkanlığı bir unvan değildir.

Bir emanettir.

Ve emanetin hesabı olur.

Her başkan aynı değil
Burada bir parantez açayım.

İşini yapan başkanlara haksızlık etmeyelim.

Üyesinin derdini Ankara’ya taşıyan…

Sektörünün sorununu gündeme getiren…

Kapı kapı dolaşan…

Çözüm için mücadele eden…

Gerçekten çalışan başkanların başımızın üstünde yeri var.

Onlara lafımız yok.

Tam tersine…

İyi ki varsınız.

Ama eleştiri gerekiyorsa da eleştireceğiz.

Çünkü eleştiri yoksa denetim yoktur.

Denetim yoksa hesap verme kültürü yoktur.

Hesap verme yoksa makam, zamanla amacından uzaklaşır.

Ahmet Koçaş bir şey hatırlattı
Bugünkü açıklamasıyla Ahmet Koçaş aslında bütün oda başkanlarına bir şey hatırlattı:

“Üyenin sorununu gündeme getirmek sizin görevinizdir.”

Keşke herkes bunu hatırlasa.

Keşke seçimden önce verilen sözler, seçimden sonra da hatırlansa.

Keşke üyeler başkan aramak zorunda kalmasa.

Keşke başkanlar üyeyi arasaydı.

Keşke “Oda başkanı nerede?” sorusu hiç sorulmasaydı.

Son söz
Oda başkanlarına tavsiyem basit:

Bir gün makamınızdan çıkın.

Çarşıya gidin.

Esnafın yanına oturun.

Bir çayını için.

Kasasını sorun.

Kirasını sorun.

Vergisini sorun.

Kredisini sorun.

Zincir marketlerle nasıl rekabet ettiğini sorun.

Personel giderini sorun.

“Başkanım, ne yapıyorsunuz?” demeyin.

“Başkanım, ne yapabiliriz?” deyin.

Çünkü üyelerin sizden beklediği budur.

Ve unutmayın:

Seçimden önce verdiğiniz sözler, seçimden sonra buharlaşmaz.

Üyeler unutmaz.

Esnaf unutmaz.

Tüccar unutmaz.

Sandık geldiğinde de herkes hatırlar.

O yüzden…

Ara bul oda başkanını, bulabilirsen!

Ama bulduğunuzda gerçekten üyesinin yanında duran bir başkansa…

İşte o zaman hakkını teslim edin.

Çünkü bu şehirde artık koltukta oturan değil,

sorumluluk alan başkanlara ihtiyaç var.

Yorumlar

Yorum Yaz

WhatsApp Kanalımız Abone olabilirsiniz