Evet…
Hamit Özkök’ü eleştirmek gerekiyor.
Hem de öyle sıradan bir eleştiri değil.
13 yıldır Aksaray Ticaret Borsası’nın başında olan bir başkanın, geride bıraktığı tabloyu ciddi biçimde sorgulamak gerekiyor.
Kaç yatırım yapıldı?
Kaç proje hayata geçirildi?
Kaç kişinin ticaretine, üretimine, hayvancılığına dokunuldu?
Aksaray’ın merkezinden ilçelerine kadar hangi eserler ortaya çıktı?
Ve bütün bunlar neden yapıldı?
İşte tam da burada insanın karşısına, Hamit Özkök’ün belki de en büyük hatası çıkıyor.
Çıtayı fazla yükseltti!
Evet, yanlış okumadınız.
Özkök’ün en büyük hatası, Aksaray Ticaret Borsası’nın çıtasını öylesine yukarıya taşımış olması ki bundan sonraki yönetimlerin işi hiç kolay olmayacak.
Çünkü 13 yıl önce Tacin Mahallesi’ndeki mevcut yerinde, sınırlı imkânlarla hizmet veren bir Ticaret Borsası vardı.
Bugün ise Aksaray’ın ekonomik hayatında adı güçlü biçimde duyulan, yatırımlarıyla yalnızca üyelerine değil şehrin tamamına dokunan bir kurum var.
Aradaki farkı anlamak için çok fazla söze gerek yok.
Eserlere bakmak yeterli.
“Olmaz” denilen proje
2013 yılında yeni bir ticaret alanı oluşturma fikri ortaya çıktığında bunun kolay olmayacağı belliydi.
Hatta yapılamayacağını söyleyenler de oldu.
Ancak Özkök ve yönetimi, “olmaz” denilen yerde durmak yerine projeyi hayata geçirmek için kolları sıvadı.
Ve çok geçmeden Aksaray Tarım ve Ticaret Merkezi ortaya çıktı.
Borsa ve tüccarlar yeni yerlerine taşındı.
Sonra ne oldu?
Bir proje daha…
Ardından bir başka yatırım…
Derken Aksaray Ticaret Borsası’nın hikâyesi tek bir bina projesinden çıkarak kapsamlı bir ekonomik dönüşüm hikâyesine dönüştü.
Bina değil, sistem kuruldu
Bugün Aksaray Ticaret Borsası’nın yatırımlarını tek tek sıraladığınızda uzun bir liste ortaya çıkıyor.
Aksaray Tarım ve Ticaret Merkezi…
Lisanslı depolar…
Canlı hayvan pazarı…
Organize hayvancılık bölgesi…
Mandıralar…
Üyelere kazandırılan iş yerleri…
Modern kesimhane…
Eskil ve Ortaköy’de oluşturulan ticaret alanları…
Bunların her birine yalnızca “bina” gözüyle bakarsanız asıl hikâyeyi kaçırırsınız.
Çünkü burada yapılan, yalnızca fiziki yapılaşma değil.
Aksaray’ın ticaret altyapısına yatırım yapmak.
Üreticinin, çiftçinin, hayvancının, tüccarın ve esnafın önünü açacak bir ekonomik ekosistem oluşturmak.
İşte asıl mesele burada.
Kriz bahanesine sığınmadı
Üstelik bütün bunlar ekonominin güllük gülistanlık olduğu yıllarda yapılmadı.
Son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar, yüksek maliyetler ve finansman sorunları herkesin malumu.
Birçok yatırımın ertelendiği dönemlerde Aksaray Ticaret Borsası yatırımlarını sürdürdü.
Bu noktada kesimhane yatırımı özellikle dikkat çekiyor.
Kullanım ömrünü tamamlayan ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan mevcut kesimhanenin yönetiminin devralınmasının ardından, Aksaray’a yakışır yeni bir tesisin kazandırılması önemli bir sorumluluk örneğiydi.
Çünkü burada yalnızca borsanın değil, Aksaray halkının da ihtiyacı dikkate alındı.
“Aksaray için koşma günüdür”
Hamit Özkök’ün yıllar önce söylediği bir cümle var:
“Aksaray için ayağa kalkma değil, Aksaray için koşma günüdür.”
Bugün bu sözün neden önemli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.
Çünkü koşmak, yerinde durmamaktır.
Üyenin talebini dinlemektir.
Yeni yatırım alanları aramaktır.
Üreticinin ihtiyacına cevap vermektir.
Tüccarın önünü açmaktır.
İlçeleri merkezin gerisinde bırakmamaktır.
Ve kriz geldiğinde “bekleyelim” demek yerine, şartları zorlayarak yatırım yapmaya devam etmektir.
Eskil ve Ortaköy’de yapılan ticaret alanları da bu anlayışın bir sonucu.
Aksaray’ın ekonomik gücünün yalnızca şehir merkezinden ibaret olmadığı görülmüş ve yatırımlar ilçelere de taşınmış.
Bir başkanın değil, bir ekibin hikâyesi
Burada Hamit Özkök’ün yönetim anlayışının önemli bir tarafını da teslim etmek gerekiyor.
Özkök, yapılan yatırımları anlatırken çoğu zaman kendisini değil, yönetimini ve borsa üyelerini ön plana çıkarıyor.
Bu önemli.
Çünkü 13 yıl boyunca bu kadar yatırımın tek bir kişinin omuzlarında yükselmesi mümkün değil.
Bunun arkasında yönetim var.
Borsa çalışanları var.
Üyeler var.
İstişare var.
Ortak akıl var.
Ve en önemlisi, aynı hedefe inanan bir ekip var.
Dolayısıyla bugün ortaya çıkan başarıyı yalnızca “Hamit Özkök yaptı” diyerek anlatmak da eksik olur.
Doğrusu şu:
Özkök’ün başkanlığında bir ekip yaptı.
Peki eleştiri nerede?
Tam da burada.
Hamit Özkök’ü eleştireceksek, belki de en güçlü eleştiriyi buradan yapmak gerekiyor.
Çünkü 13 yıl önceki Aksaray Ticaret Borsası ile bugünkü Aksaray Ticaret Borsası arasında ciddi bir fark oluştu.
Dün “ne yapılabilir?” diye konuşulurken bugün “daha ne yapılabilir?” diye konuşuluyor.
Dün kurumun ihtiyaçları konuşulurken bugün şehrin ekonomik geleceği konuşuluyor.
Dün yatırım yapmak bir hedefken bugün yatırımın sürekliliği bir beklenti haline geldi.
İşte Özkök’ün en büyük hatası tam da burada.
Başarı çıtasını yükseltti.
Beklentiyi büyüttü.
Kendinden sonra gelecek yönetimlere kolay bir görev bırakmadı.
Çünkü artık Aksaray Ticaret Borsası’nda yapılacak sıradan işler yeterli olmayacak.
Üyeler daha fazlasını bekleyecek.
Şehir daha fazlasını isteyecek.
Aksaray’ın ekonomik hayatı daha büyük projeleri konuşacak.
13 yılın sonunda geriye ne kaldı?
Bir başkanlık koltuğu mu?
Hayır.
Asıl geriye kalan eserler.
Aksaray Tarım ve Ticaret Merkezi…
Lisanslı depolar…
Canlı hayvan pazarı…
Organize hayvancılık alanı…
Mandıralar…
İş yerleri…
Kesimhane…
İlçelerde oluşturulan ticaret alanları…
Ve bütün bunların ötesinde, Aksaray Ticaret Borsası’nın şehirde kazandığı yeni kimlik.
Bugün borsa artık yalnızca kendi üyelerine hizmet eden bir STK olarak görülmüyor.
Aksaray’ın ekonomik hayatında söz sahibi olan, yatırım yapan, üretimi destekleyen ve ticaretin gelişmesine katkı sunan bir kurum olarak öne çıkıyor.
Ülke genelinde örnek gösterilen ticaret borsaları arasında anılması da bu dönüşümün doğal sonucu.
Şimdi zor soru geliyor
Hamit Özkök’ün 13 yıllık dönemini yalnızca “kaç yatırım yapıldı?” sorusuyla değerlendirmek kolay.
Asıl soru ise şu:
Bir kurum, 13 yılda bulunduğu noktadan ne kadar ileri taşındı?
Aksaray Ticaret Borsası’nın cevabı ortada.
Ve şimdi işin belki de en zor kısmı başlıyor.
Çünkü Özkök’ün en büyük hatası, kendisinden sonrakilere “doldurulması gereken büyük bir boşluk” değil, “aşılması gereken yüksek bir çıta” bırakmak oldu.
İşte gerçek başarı biraz da budur.
Bir başkanın döneminin sonunda herkesin “Daha ne yapılabilir?” diye sormaya başlaması…
Belki de Hamit Özkök’ü eleştireceksek, tam olarak bu yüzden eleştirmeliyiz.
Çünkü 13 yılda Aksaray Ticaret Borsası’nı olması gereken yere değil, olması gereken yerin de biraz ötesine taşıdı.
Şimdi sıra, o çıtanın daha da yukarı taşınmasında.


Yorumlar