Hangi sokağa dönseniz, hangi köşeden çıksanız ansızın önünüze bir dilenci çıkıyor.
Yalvarıyorlar, yakarıyorlar; ama çoğu zaman amaç yalnızca cebinizden birkaç kuruş koparmak. Önünüzü kesiyor, peşinizden geliyor, kişisel alanınızı ihlal ediyorlar.
Bazen öyle anlarda karşınıza çıkıyorlar ki insan irkiliyor.
Alışveriş yaparken elinizi cebinize attığınız anda yanı başınızda bitiyorlar. O kadar yaklaşıyorlar ki neredeyse sizin cebiniz, onların cebi oluyor.
Hele ailenizle birlikteyken maruz kaldığınız ısrarcı tavırlar artık yardım istemekten çıkıp rahatsız etmeye, hatta baskıya dönüşüyor.
Üstelik içlerinde sapasağlam, çalışabilecek durumda olan pek çok kişi de var. Gün boyu dolaşıyor, dileniyor ve bunu son derece rahat bir şekilde yapıyorlar. Çünkü karşılarında caydırıcı bir uygulama görmüyorlar.
Defalarca şahit olduk; kendi aralarında o gün “işlerin” nasıl gittiğini konuşuyor, daha fazla para toplayabilmek için hangi yöntemleri kullanacaklarını tartışıyorlar.
Ceplerinden çıkan tomarla bozuk paraları gizleme gereği bile duymuyorlar.
Yetmiyor; eşlerini, çocuklarını ve yakınlarını da bu işin içine katıyorlar.
Öyle ki artık dilenirken sigara içmekten bile çekinmiyorlar.
Demek ki mesele her zaman açlık ya da geçim sıkıntısı değil. Mesele, bazı kişilerin insanların vicdanını ve iyi niyetini istismar ederek bunu bir gelir kapısına dönüştürmesi.
Daha da düşündürücü olanı ise, “Gelin, çalışabileceğiniz işler var.” denildiğinde birçok kişinin buna yanaşmaması.
O zaman insan ister istemez şu soruyu soruyor: Amaç gerçekten ihtiyaç mı, yoksa emek vermeden kazanç sağlamak mı?
Her gün onlarca kişi evlerin ve iş yerlerinin zillerini çalıyor. Sokaklarda, çarşılarda, pazarlarda vatandaş sürekli rahatsız ediliyor.
Bir kişiye yardım ettiğinizde, ertesi gün başkaları da aynı adrese yönlendiriliyor.
Sonuçta gerçekten ihtiyaç sahiplerine yardım etmek isteyen insanların bile güveni sarsılıyor. Bu durum, hem gerçek ihtiyaç sahiplerine zarar veriyor hem de toplumdaki dayanışma duygusunu zedeliyor.
Elbette gerçekten yoksul ve yardıma muhtaç insanlara destek olmak hepimizin vicdani sorumluluğudur. Ancak organize dilenciliğin, insanların huzurunu bozacak boyutlara ulaşmasına da göz yumulmamalıdır.
Sosyal yardıma ihtiyacı olanlar sosyal devletin mekanizmalarıyla desteklenmeli; bunu bir meslek hâline getirip vatandaşın iyi niyetini istismar edenlere karşı ise gerekli denetim ve yaptırımlar uygulanmalıdır.
Aksi hâlde, hem sokakların huzuru bozulmaya devam edecek hem de gerçek ihtiyaç sahipleri hak ettikleri desteği bulmakta daha da zorlanacaktır.


Yorumlar